İngilizce Sözlük

All | # A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z | Submit a name
There are currently 57 names in this directory beginning with the letter Y.
yacht
yat

yachting
yatçılık, kotracılık

yachtsman
yatçı

yahoo
kaba herif, ayı

yak
yak, Tibet sığırı, laklak etmek, havadan sudan konuşmak

yam
tatlı patates

yammer
sızlanmak, yakınmak, durmadan konuşmak, kafa şişirmek

yank
birden hızla çekmek

Yankee
Kuzey Amerikalı

yap
acı acı havlamak, zırvalamak, gevezelik etmek, boktan şeylerden konuşmak

yard
yarda (0.9144 metre),seren,avlu,hayat,belli bir amaç için ayrılmış kapalı yer

yardage
yarda ölçüsüyle uzunluk

yarn
iplik,hikâye,nağıl,masal,maval,seyahat macerası,seyahat maceraları anlatmak,muhabbet etmek

yaw
rotadan çıkmak, sağa sola sapmak

yawl
yelkenli, gemi sandalı, filika

yawn
esnemek, esneme

yea
olumlu oy, kabul oyu, olumlu oy veren kimse, olumlu yanıt

yeah
evet

year
yıl, sene

year ago
bıldır

yearling
bir yaşındaki hayvan yavrusu

yearly
her yıl, yılda bir kere

yearn
görmek için can atmak, istemek, can atmak, yanıp tutuşmak, çok istemek

yeast
maya, bira mayası

yeasty
mayalı

yell
bağırmak, haykırmak, bağırış, feryat, çığlık, tezahürat

yellow
sarı renk, yumurta sarısı, ödlek, korkak

yellowish
sarı beniz,sarımtırak,sarımtıl

yellowy
sarımtırak,sarımsı,sarımtıl

yelp
ciyaklama, ciyaklamak, ciyak ciyak bağırmak

yen
yen, Japon parası, şiddetli istek, tutku, arzu

yeoman
küçük çiftçi

yep
evet, he

yes
evet, beli, he

yesterday
dün, dünen

yet
henüz, daha, şu ana kadar, hâlâ, şu anda, şu tapta, şimdi, ama, yine de, aynı zamanda

yew
porsuk ağacı

yield
ürün/meyve vermek, (kâr) getirmek, çökmek, bel vermek, eğilmek, kırılmak, ürün, kazanç, gelir

yielding
gevşek, kağşar, süner, zayıf

yippee
yaşasın, yihhu

yodel
sesinin perdesini sık sık değiştirerek şarkı söylemek

yoga
yoga

yoghurt
yoğurt

yoke
boyunduruk, bağ, hizmet, kulluk, boyunduruğa koşulmuş çift hayvan, boyunduruğa koşmak, bağlamak, birlikte çalışmak

yokel
hödük, maganda, kıro

yolk
yumurta sarısı

yonder
şuradaki, oradaki, şurada, orada

yore
eski zaman, geçmiş

you
sen, siz, seni, sizi, sana, size

young
genç, yeni, taze, körpe, yaş, gençler, gençlik, (hayvan) yavru

youngster
çocuk, delikanlı

your
senin, sizin

yours
senin, sizin, seninki, sizinki

yourself
kendin, kendiniz, kendine, kendini, özün, özünüz, özüne, özünü

youth
genç, gençler, gençlik, genç adam

youthful
genç, taze, gençlere özgü, gençlere yakışır

yowl
ulumak, ürümek, miyavlamak


Submit a name